# Vaay. Firefox kullanıcılarının oranı %40'lara dayanmış. IE kullanımı %55'lerde. Yarısı IE6 öteki yarısı IE7. Ben Firefox kullanımının çok daha düşük olduğunu zannediyordum. Ki kullanıcı oranı her ay gözle görülür şekilde artıyor. 3. versiyonu resmen bittiğinde artış herhalde ivme kazanır.
# Gece gece buna niye sevindiysem?
# Kaynağım w3schools'un Browser Statistics saifesi.
Bir yaşam tarzı olarak procastination (ve tarzancanın aktif kullanımı YA DA dilsel dumur)
28 Mayıs 2008 Çarşamba
25 Mayıs 2008 Pazar
Werkzeug ve V2 Synthesizer
# Yandaki screenshot Werkzeug'un arabiriminden. Yazın bununla oynayayım valla.
# V2'de yine Farbrausch'un kamunun kullanımına açtığı ses üretim programı, demolarındaki tüm müzikleri bununla yapıyorlarmış. Ben de Bora'ya salak salak "demolarda tracker kullanıyorlar, biz kendi synth'imizi yazalım da bu alanda yenilik yapmış olalım" diyordum. Adamlar çoktan yapmışlar tabii...
.debris yine çalışmadı
# Farbrausch'un demosu debris belki yeni bilgisayarımda çalışır diye denedim ama ne yazık ki akıcı çalışmadı. Çözünürlüğü ve kaplama kalitesini düşürdüm, gölgeleri kapattım. ı-ıh. Nasıl olduysa Toshiba'dan daha iyi sonuç verdi (512 MB RAM farkından dolayı herhalde) önce heyecanlandım ama... Neyse canımız sağolsun. Özel bir ekran kartının eksikliğinden olabilir. Hımm... RAM de alacaktım, boş slot'a koymak için. Bir de sanırım debris aşırı sıkıştırılmış olduğunsan kaynakları acayip sömürüyor, daha çok yer kaplayan bir demoya göre çalışması daha da zor.
http://www.youtube.com/watch?v=v0Eg3dBnsHk
# Ama neyse ki Underground Conference 2006'nın invitation demoları fr-049b-minus çalıştı. Ki bu da doğru düzgün çalışmasına tanık olduğum ilk Farbrausch demosu oldu. Bora ve Ahmet'le uzunca konuştuğumuz 2D demo olayını epey güzel kotarmışlar. Pek karakter animasyonu yok sadece.
http://www.youtube.com/watch?v=v0Eg3dBnsHk
# Ama neyse ki Underground Conference 2006'nın invitation demoları fr-049b-minus çalıştı. Ki bu da doğru düzgün çalışmasına tanık olduğum ilk Farbrausch demosu oldu. Bora ve Ahmet'le uzunca konuştuğumuz 2D demo olayını epey güzel kotarmışlar. Pek karakter animasyonu yok sadece.
24 Mayıs 2008 Cumartesi
'05 Annual Performance Review: Albert Einstein
# Peter Norvig amcam (kendisini Lisp as an Alternative to Java yazısıyla java/C kıyaslamalarına olay "Lisp"tir arkadaşım diyerek katılan kişi olarak tanıyorduk), kendini Einstein'ın patent bürosundaki müdürünün yerine koyup hayali bir performans raporu yazmış.
# Einstein'in otorite karşıtı duruşu: when told by your respected thesis committee that your thesis was too short, you added one sentence.
# Ve animaniacs skeci tarzındaki bir ibare:
# İşte e=mc^2'nin ortaya çıkış hikayesini anlatan "Cookies for Einstein":
This is a patent office, Albert. Your job is to transform written patent applications into clear and precise language, and to study applications and pick out the new ideas of an invention. These are the priorities. Where does it say that your priorities are rewriting the rules of the Universe, unifying space and time, unifying radiation and matter, or demonstrating the existence of atoms?# Komik olduğu kadar bilgilendirici de. Ayrıca Einstein'ın aslında ne mühim işlere imza attığını, 1905'te tarih yazdığını :-), ve her makalesinin konusunu öğretiyor. Orjinal makalelere link'ler var. Yazın okunacak makaleler listeme hemen eklendiler.
# Einstein'in otorite karşıtı duruşu: when told by your respected thesis committee that your thesis was too short, you added one sentence.
# Ve animaniacs skeci tarzındaki bir ibare:
You seem to lack a flare for self-promotion. Lucky for us our PR department stepped in and changed your L/c2 equation into the much more marketable E = mc2.
# İşte e=mc^2'nin ortaya çıkış hikayesini anlatan "Cookies for Einstein":
PowerPoint Is Evil
Power Corrupts.
PowerPoint Corrupts Absolutely
# Sunumlardan gidiyoruz. Wired'ın 2003 eylül sayısında Edward Tufte'nin şöyle bir yazısı çıkmış. PowerPoint denen illetten veryansın ediyor: Several hundred million copies of Microsoft PowerPoint are churning out trillions of slides each year.
# Ben de epeydir bu yazılıma gıcık kapıyorum. Tepegöz ve slayt kullanımından üstün olan yanı nedir? Bilgisayar, projektör ve beyaz perde kullanmak mı? Acayip gradient'lı arkaplanlar, alakasız clip-art'lar, anti-aliased olmayan saçma fontlar, evet, comic sans...
# Latex'in makalelerde yaptığı işi, dizgi işini kullanıcının sorumluluğuna/göz zevksizliğine bırakmama işini, sunumlar için de yapan bir yazılım çıksa ya...
# Burak Güçlü'den aldığım dynamics of neural systems dersinin sonunda öğrenciler sunum yapmışlardı da PowerPoint'in tepene uykuyu çökerten dehşet gücüyle tanışmıştım.
# Bunlar kulağıma küpe olsun, günün birinde insanlara sunum yapacaksam PowerPoint'ten uzak durup, Lessig tekniklerini deneyeyim.
At a minimum, a presentation format should do no harm. Yet the PowerPoint style routinely disrupts, dominates, and trivializes content. Thus PowerPoint presentations too often resemble a school play -very loud, very slow, and very simple.
A Physicist on the "Lessig Style"
# Lessig'in blog'unda onun sunum tekniklerinden etkilenen ve kendi de uygulayan ve olumlu tepkiler alan bir fizikçinin yazdıkları var: http://lessig.org/blog/2008/04/a_physicist_on_the_lessig_styl.html
# Metin'in asgari kullanımı: Slayt başına bir-iki kelime. Sürekli nerede olunduğunun belli olmasını sağlayacak bir ağaç yapısı. (Sunumun XML taglerine factor edilebilir oluşu.) Resimlerin ve metinlerin tekrar kullanımı. Nereden gelindiğini anımsatma, demin anlattıklarım işte buna yarıyordu, vaktiniz boşa gitmiyor iması. Ne söyleyeceğini slide'a bakıp hatırlama, sıradaki slayda geçmeden önce bilme. Boş slayt kullanarak şaşırtma, dinleyicinin kendini yeniden kalibre etmek zorunda kalması.
# Neden kişisel dinlenme rekoru kırdığını şu iki faktörle anlatıyor. 1. dinleyici muhafazakarlığını yeni anlatım tekniğiyle dürtme (train-wreck factor) 2. minimalizmin faydaları.
# Metin'in asgari kullanımı: Slayt başına bir-iki kelime. Sürekli nerede olunduğunun belli olmasını sağlayacak bir ağaç yapısı. (Sunumun XML taglerine factor edilebilir oluşu.) Resimlerin ve metinlerin tekrar kullanımı. Nereden gelindiğini anımsatma, demin anlattıklarım işte buna yarıyordu, vaktiniz boşa gitmiyor iması. Ne söyleyeceğini slide'a bakıp hatırlama, sıradaki slayda geçmeden önce bilme. Boş slayt kullanarak şaşırtma, dinleyicinin kendini yeniden kalibre etmek zorunda kalması.
# Neden kişisel dinlenme rekoru kırdığını şu iki faktörle anlatıyor. 1. dinleyici muhafazakarlığını yeni anlatım tekniğiyle dürtme (train-wreck factor) 2. minimalizmin faydaları.
The train-wreck factor is that people see something new and are waiting to see you fail, crash then burn because it will make for good dinner conversation. The quick slide factor is that the higher slide rate (slides per minute) of a minimalist style helps the attention-deficit-disorder physics pay attention. While I was giving the talk, it really seemed like people were much more interested in paying attention because minimalism is a better teaching device since it allows the speaker more control.
23 Mayıs 2008 Cuma
TED - Larry Lessig: How creativity is being strangled by the law
# Larry Lessig, ismini ilk defa duyuyorum. TED bünyesinde (dershane adı gibi durdu) kullanıcının içeriği oluşturduğu (user-generated-content) internet kültür ilişkileri hakkında konuşuyor.
# 3 hikaye anlatıyor.
# 1) John Philip Sousa'nın kayıt aletlerinden yakınması, onların müziği öldüreceğine dair inancı: Ben çocukken gençler akşamları bir araya gelir, günün şarkılarını ya da eski şarkıları söylerlerdi, artık vokal tellerimiz kullanmamaktan körelecek. Bunu kültür tüketicisinin sürekli pasif rol üstlendiğinde alacağı hale örnek olarak kullanıyor. Read-write culture ve Read-only culture ayrımını yapıyor.
# 2) Lord William Blackstone tarafından yapılan bir mülkiyet olarak toprak/arazi tanımının sağduyuya uyarak nasıl değişmek zorunda kaldığının hikayesi. Bunu Barış da anlatmıştı bana. Blackstone'nun zamanında arazinin mülkiyet/kullanım hakları, sadece sınırların içinde kalan yeryüzü parçasında değil, yerin dibine doğru ve gökyüzüne doğru sonsuza kadar yükselen hacimde de geçerliymiş. 1945'te iki çiftçi arazilerinin üzerinden geçen uçaklar yüzünden tavuklarının olumsuz etkilendiğini söyleyerek haneye tecavüz tarzında bir dava açmışlar. Bu veslileyle arazinin mülkiyet haklarına dair kanun, bir uçak sayısız arazi üzerinde uçtuğundan ve her sahipten izin almasının imkansızlığından dolayı değişmek zorunda kalmış.
# 3) Amerikada broatcasting yapan iki firma: ASCEP ve BMI. İlki Sony gibi, DRM'ci bir şey :-) İlk geldiği için kartel kuruyor, kârını katlıyor da katlıyor. İkincisi daha geniş bir repertuar içeriyor ve public domain eser'leri ücretsiz sunuyor. Bir kaç sene içinde ilki çöküyor.
# Bu bağlamda internet'in işlevi RW kültürünün yaşayabileceği bir ortam sağlamak. Benim de bolca seyrettiğim animelerden, oyunlardan sahneler, haber görüntüleri alıp üstüne müzikler konularak hazırlanan "remix" vidyoları gösteriyor. Şunun gibi şeyleri (Bu Rammstein - Engel, Evangelion vidyosu benim favorilerimden):
# Bu tarz üretimlerin korsanlık değil, almak ve yeniden-üretmek olduğunu söylüyor. Yani zamane gençlerinin günün ve eskinin şarkılarını söyleme biçimi bu. Burada yeni olan teknik değil (bu teknik zaten on yıllardır medyanın elinde) yeni olan bu tekniğin artık kullanıcının da elinde olması. Bir bilgisayara sahip olan herkes bu araçları kullanabilir. (Ah ah, OLPC'de Windows XP olacakmış. Şimdi kulislerde bu tartışılıyor.)
# Şu andaki hukukun copyright'taki ısrarının, 2. hikayede çiftçiyi haklı bulunması gibi olduğunu söylüyor. Sanatçılar eserlerini amatör kullanıma açık versinler diyor. (Radiohead gibin)
# "Çocuklarımızı RW'den RO'ye çekemeyiz artık onları sadece korsanlaştırabiliriz. Onları durduramayız ancak onları yasadışına itebiliriz. O kadar yasak var ki, normal insanlar hayatlarını kanun dışı yaşıyorlar." (ooh, insin divx'ler mp3'ler...) İşte yanlış bu! diyor...
# 3 hikaye anlatıyor.
# 1) John Philip Sousa'nın kayıt aletlerinden yakınması, onların müziği öldüreceğine dair inancı: Ben çocukken gençler akşamları bir araya gelir, günün şarkılarını ya da eski şarkıları söylerlerdi, artık vokal tellerimiz kullanmamaktan körelecek. Bunu kültür tüketicisinin sürekli pasif rol üstlendiğinde alacağı hale örnek olarak kullanıyor. Read-write culture ve Read-only culture ayrımını yapıyor.
# 2) Lord William Blackstone tarafından yapılan bir mülkiyet olarak toprak/arazi tanımının sağduyuya uyarak nasıl değişmek zorunda kaldığının hikayesi. Bunu Barış da anlatmıştı bana. Blackstone'nun zamanında arazinin mülkiyet/kullanım hakları, sadece sınırların içinde kalan yeryüzü parçasında değil, yerin dibine doğru ve gökyüzüne doğru sonsuza kadar yükselen hacimde de geçerliymiş. 1945'te iki çiftçi arazilerinin üzerinden geçen uçaklar yüzünden tavuklarının olumsuz etkilendiğini söyleyerek haneye tecavüz tarzında bir dava açmışlar. Bu veslileyle arazinin mülkiyet haklarına dair kanun, bir uçak sayısız arazi üzerinde uçtuğundan ve her sahipten izin almasının imkansızlığından dolayı değişmek zorunda kalmış.
# 3) Amerikada broatcasting yapan iki firma: ASCEP ve BMI. İlki Sony gibi, DRM'ci bir şey :-) İlk geldiği için kartel kuruyor, kârını katlıyor da katlıyor. İkincisi daha geniş bir repertuar içeriyor ve public domain eser'leri ücretsiz sunuyor. Bir kaç sene içinde ilki çöküyor.
# Bu bağlamda internet'in işlevi RW kültürünün yaşayabileceği bir ortam sağlamak. Benim de bolca seyrettiğim animelerden, oyunlardan sahneler, haber görüntüleri alıp üstüne müzikler konularak hazırlanan "remix" vidyoları gösteriyor. Şunun gibi şeyleri (Bu Rammstein - Engel, Evangelion vidyosu benim favorilerimden):
# Bu tarz üretimlerin korsanlık değil, almak ve yeniden-üretmek olduğunu söylüyor. Yani zamane gençlerinin günün ve eskinin şarkılarını söyleme biçimi bu. Burada yeni olan teknik değil (bu teknik zaten on yıllardır medyanın elinde) yeni olan bu tekniğin artık kullanıcının da elinde olması. Bir bilgisayara sahip olan herkes bu araçları kullanabilir. (Ah ah, OLPC'de Windows XP olacakmış. Şimdi kulislerde bu tartışılıyor.)
# Şu andaki hukukun copyright'taki ısrarının, 2. hikayede çiftçiyi haklı bulunması gibi olduğunu söylüyor. Sanatçılar eserlerini amatör kullanıma açık versinler diyor. (Radiohead gibin)
# "Çocuklarımızı RW'den RO'ye çekemeyiz artık onları sadece korsanlaştırabiliriz. Onları durduramayız ancak onları yasadışına itebiliriz. O kadar yasak var ki, normal insanlar hayatlarını kanun dışı yaşıyorlar." (ooh, insin divx'ler mp3'ler...) İşte yanlış bu! diyor...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)