9 Temmuz 2008 Çarşamba

3ds Max'te Midi Üzerinden Motion Capture

Arduino to 3D Studio Max from melka on Vimeo.

# Wii kumandasinin konum bilgisini Ardunio ile alıp Processing ile MIDI'ye çeviriyor, oradan MidiYoke'a gönderiyor, oradan Ableton Live'a oradan da 3DS Max'in midi datasını harekete map eden bölümüne...
# Ben de zamanında midi klavye çıktısını, piyano modeli'nin tuşlarının basılması animasyonunu üretmede kullandıydım. Laylay...
kaynak

3 Temmuz 2008 Perşembe

Ruby on ATI

# Ruby'nin muhabbeti geçince, bakayım Sözlük'te Ruby hakkında ne demişler dedim. Dolanırken ATI'nin ekran kartlarının kutularında resmi olan bilgisayar çıktısı bayanın isminin de Ruby olduğunu öğrendim. Sevinç'in GitS seyrederken eleştirdiği o koca göğüslü, erkeğe yönelik çizilmiş, dövüşçü tipleme.# Site'de Ruby'nin bir takım vidyoları var. En alttaki "Meet the Creators" Epeydir 3D animasyon muhabbetiyle ilgilenmemiştim. Bu vidyoda bir animasyon stüdyosunda müşteri için hazırlanan projenin nasıl yürüdüğüne dair ayrıntılı bilgi var. Ben çok bilgilendirici buldum: Önce konsept çalışmaları, kahraman yaratımı, müşterinin ne dediğini anlama ve karakalem çizimlerle müşteriyi ikna etme. Mekan tasarımı. Hareketli storyboard. Karakterlerde detay. Modelleme. Motion capture verisi alma. Texture hazırlama. Işık mışık.
# Sonra fark ettim ki, bütün bu çalışmalar, ATI kartıynan real-time render edilecek bir teknoloji demosu için yapılıyor! O vakte kadar animasyonu pek beğenmemiştim. Bunun bir 3d yazılımın render çıktısı değil, kartın imkanlarının dibine vuran bir çalışma olduğunu fark edince stüdyoyu takdir ettim.

Web Crawlers

# Geçenlerde Kaya aradıydı. Okuldaki tüm çalışanların görevlerini, dahili telefonlarını ve mail adreslerinin yazılı olduğu "table"lardan oluşan sayfalar var. Ana sayfada soyadların baş harflerine göre ayrılmış listelere link'ler var. O listeleri içeren sayfalarda da her çalışan için ayrı bilgi sayfalarına link'ler var. Kaya bana tüm bu sayfalar silsilesinden herkesin adı soyadı, telefon nosu ve mail adreslerini içeren tek bir tablo oluşturup oluşturulamayacağını sordu.
# Ben de "Java da böyle bir şey yapmak mümkün herhalde, çalışır iki hafta içinde yapabilirim sanırım" dedim. Tek network deneyimim bir url'yle bağlantı kurup, UDP protokolüyle veri göndermek olmuştu. Oradan Java'nın hali hazırda muhtelif protokollerde veri gönderip alabileceğini biliyordum.
# Sanırım Kaya'nın daha acelesi vardı, yahut daha kolay yapılmasını bekliyordu ki, "ben sana döneceğim" deyip kapadı.
# Dün ise Barış ve Bahadır'la oktopus kafe'de otururken, Barış'ın Bahadır'ın oynadığı Travian'ı otomatik oynayan bir bot yazdığı muhabbeti açıldı. Bence zaten yapacağın işi belirleyip, otomatikleştirdikten sonra bot yazmak, mouse'la tıklayarak oynamaktan çok daha zevkli!
# Hali hazırda Ruby'le yazılmış dandik bir bot mevcutmuş. Barış onu epey geliştirmiş. Bahadır'ın istekleri doğrultusunda da geliştirmeye devam ediyor. Ruby dediğin Python gibin bir scripting diliymiş. Url'lere bağlanıp, sayfayı indirip, muhtemelen hali hazırdaki parser'larla link'leri ayrıştırıp, formlara veri girmek vs. Ruby ile kolayca yapılıyormuş.
# Kaya'nın isteği aklıma geldi, ona danıştım. Barış da bana "webcrawlers" anahtar kelimesini verdi. Zaten daha geçen gün Google'ın botları tarzı tüm internet'i tarayan programların, internet trafiğinin epey bir kısmını işgal ettiklerine dair spekülasyonları yapmıştık Bahadır'la. Bayağı derya muhabbetmiş. Arxiv.org'ta da mesela tüm makaleleri indirmeye çalışan botlara müsamaha göstermeyeceklerine dair uyarılar da dikkatimi çektiydi.
Robots Beware: indiscriminate automated downloads from this site are not permitted.
# Neyse efendim, bir siteden belli pattern'lara uyan verileri derlemeyi sağlayacak hazır bir yazılım var mı diye arandım. Genelde framework'ler, pattern matching, recursive url scanning vs. işlemleri yapan class'ları içeren kütüphaneler vardı.
# Bir de WebSphinx deyu bir programa denk geldim. Başlangıç url'sini, kaç link derinliğe inileceğini, gelinen yerde ne yapılacağını (sayfaları tek tek kaydetme (save), tüm sayfaları tek bir dosyaya kaydetme (concetenation), sadece belli pattern'lara uyan bölümleri kaydetme (extracting), işaretleme) belirliyorsun. O programla (muhtelif hafıza kullanımı sorunları dışında) rahatlıkla bu tabloyu oluşturabildim. (Türkçe karakterlerden İ ve Ş'de sorun oldu sadece)
# Ama sonra bu listenin muhtelif spam faaliyetlerinde, listeyi teslim edeceğim kişinin ahlaktan yoksunca kendi reklamını yapıp başkasını rahatsız edici şekilde kullanacağını düşünerek Kaya'ya göndermekten vazgeçtim. hehe.
# Şurada da Java'ynan webcrawler yazmakla ilgili 1998'den kalma eski bir yazı var.

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Harakiri

# Cbs'te Japonya'da intiharın toplum tarafından nasıl algılandığına dair acayip bir haber okudum. Haberi hazırlayanın kendi kültürünün perspektifini nasıl normal bellediğinin güzel bir örneği aynı zamanda.
# Samuray kültürünün ve Budizm'in intiharı kabul edilebilir kıldığından başlıyor. Samuray'lar intiharı utançtan kurtulmanın gurur duyulası bir metodu olarak kullanıyorlarmış. Amerika'da bu zihniyet ile İkinci Dünya Savaşı'nda kamikaze yapan Japon pilotları aracılığıyla tanışmış.
Japanese people have an interesting mentality, explains Yoshinori Cho, director of the psychiatry department at a leading Tokyo hospital. He told us the Japanese glorify suicide.
# Ne acayip. Buradan mentality'nin ithal bir kavram olduğunu çıkarttım. Hayatta kalmanın en üstün değer olduğu ortamda icat edilen psikoloji uzak coğrafyalara gittiğinde "interesting" case'lerle karşılaşıyor. Doktorlar Budizm'i intiharı teşvik etmese de yasaklamamakla eleştirmişler.
# 98'de 30bin kişi intihar etmiş. Toplu intiharlar olmuş. "birlikte intihar edilecek arkadaş aranıyor" tarzından ev arkadaşı arayışı rahatlığında ilanlar verilmiş.
There is another positive change; While men in their 50s are embarrassed about needing therapy, Japan's younger generation is more open to seeking help. Also, there is finally official recognition that mental illness can lead to suicide.
# Katı bir toplumsal yapının içine ata ata patlayan maço bireyler yaratması övünülecek bir durum değil ama (Japon'ya böyle bir yer demiyorum tabii, fikrim yok) psikolojinin ekonomik düzenin devamının sağlanması için bireylerin telkin edilmesi olduğunu düşünüyorum. İşine gidebildiğin, yaşamını etkilemediği sürece sorunun önemli değildir. Keza herhangi bir problemin çözümü için, son noktadan başlar: insandan. Oysa bir çok sorunun kaynağı toplumsal yapı, çevre değil midir ki falan.
For the for the first time ever, Japan is looking at suicide as something perhaps caused by mental illness. Suicide is finally being viewed, not an act of glory, but the last act of despair.
# Ne mutlu!

Big Buck Bunny


Big Buck Bunny from Blender Foundation on Vimeo.
# Big Buck Bunny Blender'la yapılan ikinci open source animasyon sanırım. (İlki Elephant's Dream'di, epey de soyuttu) Bayağıdır haberleri döneniyordu. Nihai çalışmayı izlemek bugüne nasipmiş.
# Görsel açıdan şahane! (Yani Pixar kalitesiyle kıyaslama yapmak kaçınılmaz ama şahanelik kadro organizasyon, yani emeğe saygı kriterleri değerlendirmeye girince geçerli oluyor) Ama senaryo boş. Hatta senaryo yok.

Tunguska'nın şifresi çözüldü (mü?)

# Scientific American'da okuduğum son makale, zamanında Bilim Teknik'in eski sayılarından birinde okuduğum ve ne olduğu merak ettiğim Sibirya'nın Tunguska bölgesinde 1908'de meydana gelen büyük patlamanyla ilgiliydi.
In 1975 Ari Ben-Menahem, a seismologist ... analyzed the seismic waves triggered by the Tunguska event and estimated that the energy released by the explosion was between 10 and 15 megatons in magnitude, the equivalent of 1,000 Hiroshima atomic bombs.
# Patlamanın şiddeti çok büyük. Bir krater, yahut çarpışma artığı bulunamadığı için de muhtelif spekülasyonlara gebe. Düşen bir uzay gemisi olduğuna inananlar bile var. Ama bilimsel muhabbetler bir kuyruklu yıldız, sert/ağır olmayan bir maddeden müteşekkil bir asteroid olduğu yönünde.
Florensky, that reported their discovery of a small body of water, Lake Cheko, roughly eight kilometers from the suspected epicenter of the phenomenon.
# Zamanında Tunguska'da bir gölün tespit edilmesi üzerine bizim amcalar da takım taklavatı toplamışlar. Bölgeye gitmişler. Muhtelif incelemeler, biyolojik veriler gölün 1908'den önce oluştuğu yönünde. Ama göl yüzeyinin akustik-eko vs. aparatıyla çıkarılan topolojisi Sibirya'daki diğer göllerin aksine düz değil koni biçiminde çıkmış. Gölde de biri epey genç biri yaşlı olmak üzere iki farklı katman olduğunu fark etmişler. Yaşlı olanın çarpışmadan önce orada mevcut olan bitki örtüsünden kaynaklanabileceğini düşünmüşler. Ve en bombası: Manyetik ölçümler gölün dibinde, yer yüzeyinin altında bir metre çapında bir cismin varlığına işaret etmiş. Tekrar gidip gölü delmeyi düşünüyorlar.